İnsülin Direnci Nedir-İnsülin Direncinin Belirtileri Tedavisi-İnsülin Direnci Diyeti

İnsülin Direnci Nedir-İnsülin Direncinin Belirtileri Tedavisi-İnsülin Direnci Diyeti

İnsülin direnci diğer adıyla metabolik sendrom, şeker hastalığının belirtileri arasında en önemlilerindendir. İnsülin direncinin zararları arasında en yaygın görüleni ise hiç şüphesiz alınan fazla kilolardır. BU yazımızda sizlere insülin direnci belirtileri ve tedavisi hakkında bilgiler vereceğiz ve insülin direncini iyileştirmek için örnek bir diyet listesi programı sunacağız. Ayrıca insülin direnci nasıl ölçülür ve insülin direnci nasıl kırılır gibi okurların merak ettiği sorulara da cevaplar arayacağız.

Günümüzde insülin direnci kadar metabolik sendrom adı da popüler oldu.

Eğer açlık kan şekeriniz 100mg/dl.nin, kan basıncınız 120/80 mmHg.nin, trigliseridiniz 150 mg/dl.nin, belinizin çevresi erkekseniz 102, kadınsanız 88 santimin üstünde, iyi kolesterol HDL’niz 35 mg/dl.nin atında ise insülin direncinden şüphelenmeniz gerekir.

Üstelik bu belirtilerin tamamının aynı anda bulunması da şart değil. Üçünün bulunması yetiyor. Bana sorarsanız pratik olarak aç karnına alınan kan örneğinde insülin düzeyinin 5 üniteyi geçmesi insülin direncinin başladığını gösteriyor.

10 üniteyi geçmesi alarm işareti olarak kabul edilmeli. 15 üniteyi geçmesi ise tedavinin zorunlu hale geldiğini düşündürmeli. Kanda insülin miktarı artınca yağ depolama ihtimali artıyor, yağ kaybı olasılığı düşüyor.

Eğer insülin direnci nedeni ile kilo almışsanız düşük kalorili beslenerek zayıflama gibi bir hataya düşmemeli, özellikle çok düşük kalorili diyetler ile kilo kaybetme yanlışını asla yapmamalısınız. Çünkü insülin direnci nedeni ile hücreleriniz zaten aç durumdadır ve açlık asla açlıkla tedavi edilemez.

İnsülin direnci bulunan kişilerde karın bölgesinden şişmanlama dışında reaktif hipoglisemiye, tip 2 diyabet, hipertansiyon, gut hastalığına daha sık rastlanıyor. Bu kişilerde aynı zamanda kan yağ dengesi de çoğu zaman kısa bir süre sonra bozuluyor.

Neticede koroner kalp hastalığına yakalanma ya da felç geçirme olasılığı artıyor. İnsülin direncinin bazı kanserlere yakalanmayı kolaylaştırdığı, immun sistemin çalışmasını bozarak bağışıklığı zayıflattığı, bellek üzerinde olumsuz etkileri olduğu da anlaşılıyor.

İnsülin direnci diyeti neden başarılı?

Beslenme uzmanlarımızla yaptığımız yıllık değerlendirme toplantısında gördük ki, “diyet planlarımızın” neredeyse yüzde 90’ı “insülin direnci diyeti” formatına dönmüş.

Bunun birçok nedeni var ama en önemlisi şu: Son zamanlarda yaşanan kilo salgınının başlıca nedeni insülin direnci. Sorun insülin direncinden kaynaklanınca, çözüm de doğal olarak “insülin direnci -İD- diyeti” oluyor.

İnsülin direnci diyeti (İD) ile ilgili çalışmalar, beslenme uzmanlarımız ve danışmanlarımız tarafından yürütülüyor.

BAŞARININ SIRRI

İD diyetinin temel hedefi, insülin direncini azaltmaktır. İnsülin direnci azaldığı ölçüde kilo kaybı kolaylaşmakta, reaktif hipoglisemi atakları azalmakta, hatta kaybolmaktadır. Bu diyet, şeker hastalığını önlemekte, eğer kişi şeker hastasıysa tedaviyi kolaylaştırmaktadır.

İD diyeti, kan yağlarını özellikle trigliserit seviyelerini dengelemede mükemmel sonuçlar vermektedir. Kanda insülin seviyesini azalttığı için ödem, yorgunluk, terleme ve benzeri şikâyetleri hafifletmekte, daha da önemlisi uzun vadede kanserden korunmayı desteklemektedir.

TEMEL HEDEFLER NELER?

İnsülin diyeti uygulamasında temel hedefleri şu şekilde belirledik:

İşlenmemiş doğal gıdaları tercih etmek, işlenmiş karbonhidratlardan (bisküviler, cipsler, fırın-pastane ürünleri, tatlılar) uzak durmak, sebzelere, bakliyat grubu ve tam tahıllara öncelik tanımak, beyaz un, şeker ve nişastadan uzak durmak, tatlı meyveleri azaltmak, özellikle un-şeker karışımı tatlıları tamamen terk etmek.

Günlük toplam karbonhidrat tüketimini makul miktarlara indirmek, düşük karbonhidratlı bir beslenme planını ısrarla sürdürmek, ayrıca bir öğünde tüketilen toplam karbonhidrat miktarını da minimuma indirmek.

Karbonhidratları doğru besinlerle birlikte yemeyi öğrenmek. Örneğin kıymalı bakliyat yemekleri, yumurtalı sebze yemekleri ya da kıymalı sebze yemekleri, peynirli, ton balıklı salatalar, peynirli kepekli makarnalar gibi.

Yağları azaltmak, özellikle trans yağlar ve margarinlerden uzak durmak, hazır yağlı sosları kullanmamak.

Meyveleri daha ziyade ara öğün seçenekleri olarak değerlendirmek ama ara öğünlerde meyve yerine yağsız yoğurt, badem, fındık, ceviz gibi alternatiflerden de istifade etmek.

Meşrubat ve hazır meyve sularından uzak durmak.

Alkol kullanmamak ya da azaltmak.

Krema, mayonez, kaymak ve salata sosları dâhil hazır sosları mutfağa sokmamak.

Her yemeğe mümkünse farklı sebze çorbalarıyla başlamak.

Öğle yemeğini kuvvetlendirip akşam yemeklerini azaltmak.

Sık ve az yemeyi alışkanlık haline getirmek.

KARARLI OLMAK ŞART!

Bu prensiplerin tümünü aynı anda uygulamaya koymanın çok da kolay olmadığını tabiî ki biliyoruz. Her bir maddenin üzerinde dikkatle çalışılması, ısrarla durulması gerektiğinin biz de farkındayız. Ama sorunu sadece kilo problemi olarak değil de sağlıklı dengeli çeşitli beslenmek iyi beslenmenin sağlığa katkılarından en yüksek düzeyde istifade etmek olarak düşünürseniz bu yol haritasını ısrarla uygulamakta fayda var.

Tekrarlanmış uygulamaların zamanla öğrenilmiş kendiliğinden yapılan refleksler haline geleceğini lütfen unutmayın.

Bknz: İnsülin Direnci Diyeti Listesi

Bu yazı ile ilgili aranan anahtar kelimeler:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

Copy Protected by Chetans WP-Copyprotect.